Kapora(Bağlanma Parası-Pey Akçesi)

12
Büyükyılmaz

Büyükyılmaz

Kapora(Bağlanma Parası-Pey Akçesi)


818 sayılı Borçlar Kanunu’nda Pey Akçesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda ise Bağlanma parası olarak ifade edilen ve günlük hayatta Kapora olarak bilinen peşin ödemenin iadesinin istenmesi ve bu konudaki yasal düzenlemeleri işleyeceğiz.
Kapora ile ilgili yasal düzenleme TBK 177 maddesidir.

6098 S.lı Türk Borçlar Kanunu (Yeni) MADDE 177
ÜÇÜNCÜ AYIRIM

Bağlanma Parası, Cayma Parası ve Ceza Koşulu

A. Bağlanma parası
Sözleşme yapılırken bir kimsenin vermiş olduğu bir miktar para, cayma parası olarak değil sözleşmenin yapıldığına kanıt olarak verilmiş sayılır.

Aksine sözleşme veya yerel âdet olmadıkça, bağlanma parası esas alacaktan düşülür.


Şahıslar arasında bağıtlanan sözleşmeler genellikle adi yazılı şekilde yani noterlik makamı devreye girmeden düzenlenmektedir.

Belirtmek gerekir ki sözleşmenin kurulması esnasında verilen bir miktar para her zaman bağlanma parası olarak verilmiş olmayabilir.

Kimi zaman tarafların aralarında cayma bedeli de kararlaştırması mümkündür.

Ancak sözleşmede verilen paranın ne amaçla verildiği açıkca kararlaştırılmamışsa kanuni düzenlemeye göre bu paranın kapora olduğu kabul edilecektir.

Cayma parası kaparodan farklı olarak sözleşmeden cayılması halinde sözleşmeden dönen kişinin karşı tarafta kalmasına katlanacağı paradır. Cayma parasının kararlaştırılması sözleşmenin ifasına kadar taraflara sözleşmeden cayma imkanı tanıyacaktır. Cayma parasını veren sözleşmeden cayarsa vermiş olduğu paranın karşı tarafta kalmasına katlanacakken cayma parasını alan tarafın sözleşmeden dönmesi halinde ise aldığı paranın iki katını karşı tarafa ödemesi gerekecektir. Görüleceği üzere kapora ve cayma parasının hukuki nitelikleri birbirinden farklı olup iadeleri de farklı şartlara tabidir. Bu nedenle sözleşme kurulmadan ödenen paranın hukuki niteliğinin taraflarca kararlaştırılması ve ne miktarda ve ne amaçla alındığının sözleşmede açıkca yazılması önemlidir. Bu yolla hem ileride taraflar arasında oluşabilecek uyuşmazlıklar önlenebilecek hem de taraflar açısından ispat kolaylığı sağlanacaktır.

Kapora veya pey akçesi sözleşme yapılacağı zaman tarafların birbirlerine bağlılıklarını yani sözleşmedeki tarafların ciddiyetini gösteren ,bir tarafın diğer tarafa ödediği peşin parayı ifade eder.

Başka bir şekilde tanımlamak gerekirse;kapora, alıcının bir mal veya hizmeti satıcıdan alınması işlemini garanti altına almak istediği durumda alıcının, satıcıya satın almak istediği mal veya hizmet bedelinin bir miktarı olarak ödediği meblağa denilmektedir.

Kapora alıcı tarafın cayması durumunda satıcı tarafın mağduriyetini engelleyen bir kurumdur. Kapora sözleşme yapılmadan önce verilir.

Sözleşme yapıldıktan sonra bu kapora miktarı sözleşmedeki satış bedelinden düşülerek satış gerçekleştirilir.

Sonuç olarak; kapora ya da pey akçesi dediğimiz kurum alıcı ile satıcı arasında yapılan alıcı tarafın ciddiyetini göstermek amcıyla satıcıya ödediği meblağdır.

Kapora satıcı ile alıcı arasında belirledikleri bir meblağ olarak görülür.İsterlerse taraflar kendileri arasında kapora sözleşmesi adında bir sözleşme imzalayabilirler.

Ancak bu sözleşme satış sözleşmesi değildir. Bu, sözleşme öncesinde alıcının satım konusu malı almakta ciddiyetini gösteren bir sözleşme olacaktır.


İade

Kapora iadesi dediğimizde verilen kaporanın alıcı tarafa geri verilmesi anlaşılmaktadır. Kapora iadesi sadece satıcı tarafın söz konusu satıştan vazgeçtiği durumlarda söz konusu olacaktır.

Buradan anlaşılacak olan eğer alıcı satıştan vazgeçerse kaporayı geri alamayacağıdır. Sadece satıcı tarafın satıştan vazgeçtiği, satım işleminden caydığı durumlarda kapora geri alınabilecektir.

Ancak taraflar kendileri arasında kapora sözleşmesinde her iki tarafın da kaporayı geri alabileceğini kararlaştırmış ise bu kendi aralarında yapmış oldukları anlaşma gereği alıcı taraf da kapora alabilecektir.

Burada sözleşme olmadığı durumda alıcının kapora alamamasında ki amaç, satıcı eğer alıcının sözüne itibari ile diğer alıcıları bertaraf etmiş olabilir.

Böylelikle diğer alıcılar ortadan kalktığı gibi satım amacıyla kapora verildiği halde malı almayan alıcı nedeniyle bir zararı meydana gelebilir. Sonuç olarak eğer bir kapora sözleşmesinde belirtildiği
takdirde alıcı kapora bedelini geri alabilirken, aksi belirtilmedikçe ve böyle bir sözleşme yapılmadıkça alıcı taraf kapora bedelini geri alamayacaktır.

Yargıtay kararlarına baktığımızda öncelikle bir kapora sözleşmesi olup olmadığına bakmakta ve ona göre bir karara varmaktadır. Eğer kapora sözleşmesinde alıcının da kapora bedelini alabileceği kararlaştırılmış ise alıcı bu bedeli alabilir. Ancak bir sözleşme olmadığı takdirde de satıcı satıştan kendisi vazgeçtiği durumlarda kapora alıcıya geri verilir. Fakat eğer alıcı olan taraf sözleşmeden yani satıştan vazgeçerse artık alıcı kapora bedelini geri alamayacaktır. Bununla ilgili çeşitli yargıtay kararları vardır.

T.C.

YARGITAY

3. HUKUK DAİRESİ

E. 2016/2288

K. 2017/12263

T. 20.9.2017

* İTİRAZIN İPTALİ İSTEMİ ( Adi Yazılı Gayrimenkul Satış Sözleşmesi Gereğince Ödenen Kaporanın Sebepsiz Zenginleşme Hükümlerine Göre İadesini İçeren İcra Takibine İtirazın İptali İstemi – Uyuşmazlığın Harici Gayrimenkul Sözleşmesi Gereğince Satıcıya Ödenen Kaporanın Devrinin Gerçekleşmemesi Halinde Geri İstenip İstenemeyeceği Noktasında Toplandığı – Taraflar Arasında Akdedilen Taşınmaz Satışına İlişkin Sözleşmenin Resmi Şekilde Düzenlenmediği İçin Geçersiz Olduğu )

* GEÇERSİZ SÖZLEŞME ( Taraflar Arasında Akdedilen Sözleşmenin Taşınmaz Satışına Dair Olup Geçerlilik Şartı Olan Resmi Şekilde Düzenlenmediği İçin Geçersiz Kabul Edilmesi Gerektiği – Geçersiz Sözleşme Sebebiyle Bedel İadesine Yönelik İtirazın İptaline Hükmedilmesi Gerekirken Yanılgılı Değerlendirme İle Geçerli Şekilde Kurulmuş Sözleşme Gibi Değerlendirilerek Karar Verilmesinin İsabetsiz Olduğu )

2004/m.67

ÖZET : , adi yazılı gayrimenkul satış sözleşmesi gereğince ödenen kaporanın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesini içeren icra takibine itirazın istemine ilişkindir.

Temyize konu uyuşmazlık; harici gayrimenkul sözleşmesi gereğince satıcıya ödenen kaporanın tapu devrinin gerçekleşmemesi halinde geri istenip istenemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

Taraflar arasında akdedilen sözleşme, taşınmaz satışına dair olup, geçerlilik şartı olan resmi şekilde düzenlenmediği için geçersizdir. Geçersiz sözleşme sebebiyle herkes verdiğini geri ister. Mahkemece bu gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken geçersiz sözleşmeyi geçerlilik tanımak suretiyle yazılı şekilde tesisi doğru değildir.

Mahkemece; geçersiz sözleşme sebebiyle bedel iadesine yönelik itirazın iptaline hükmedilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ile geçerli şekilde kurulmuş sözleşme gibi değerlendirilerek karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün gerekçesinin değiştirilerek onanması gerekmiştir.

DAVATaraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraflarca temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı; davalı ile emlak komisyoncusu aracılığıyla taşınmaz alımı konusunda sözleşme yaptığını, 1.500,00 TL kaparo verdiğini, kalan 8.500,00 TL kaparo bedelini de emlakçıya havale ettiğini, davalının da aldığını, sözleşmede kredi olumsuzluğu halinde kaporanın iade edileceğinin belirlendiğini, banka tarafından kendisine kredi kullandırılmayacağının iletildiğini, ihtara rağmen davalının ödenen bedeli iade etmediğini, icra takibine itiraz ettiğini belirterek; itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı; yetkisiz mahkemede dava açıldığını, davacının haksız yere sözleşmeden dönmek istediğini, banka tarafından davacıya kredi verileceğini, kendisinin bu sebeple zarara uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece; taraflar arasındaki sözleşme gereği kredi alamayan davacının ödediği kaparoyu davalıdan isteme hakkı bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm süresi içerisinde taraflarca temyiz edilmiştir.

1-)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-) Davacı tarafın hükmün gerekçesine yönelik temyiz itirazlarına gelince;

Dava, adi yazılı gayrimenkul satış sözleşmesi gereğince ödenen kaporanın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesini içeren icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.

Temyize konu uyuşmazlık; harici gayrimenkul sözleşmesi gereğince satıcıya ödenen kaporanın tapu devrinin gerçekleşmemesi halinde geri istenip istenemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

Buna göre, taraflar arasında akdedilen 08/01/2015 tarihli sözleşme, taşınmaz satışına dair olup, geçerlilik şartı olan resmi şekilde düzenlenmediği için geçersizdir. Geçersiz sözleşme sebebiyle herkes verdiğini geri ister. Mahkemece bu gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken geçersiz sözleşmeyi geçerlilik tanımak suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.

Ne var ki; mahkeme, kararını bu gerekçe ile oluşturması gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulmuş olması yerinde görülmemiştir. Hal böyle olunca mahkeme gerekçesi kaldırılarak yukarda yazılan gerekçe ile sonucu itibari ile doğru olan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.

O halde; mahkemece; geçersiz sözleşme sebebiyle bedel iadesine yönelik itirazın iptaline hükmedilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ile geçerli şekilde kurulmuş sözleşme gibi değerlendirilerek karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün gerekçesinin değiştirilerek onanması gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda birinci bentte açıklanan sebeplerle davalının tüm temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan sebeplerle davacının temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün gerekçesinin değişitirilerek ONANMASINA, 512.10.TL bakiye temyiz harcının temyiz eden davalıya, 3.70.TL Bakiye temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, 6100 Sayılı ’nun geçici madde 3 atfıyla 1086 Sayılı HUMK’nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 20.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


19. 2016/1780 E. , 2016/10608 K.

19. Hukuk Dairesi 2016/1780 E. , 2016/10608 K.

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili, müvekkili ile davalı satıcı arasında 16.01.2012 tarihinde fabrika satışı konusunda bir protokol düzenlendiğini, satış bedeline mahsuben 10.000 TL kaporanın davalıya verildiğini, sözleşme uyarınca 15.04.2012’ye kadar tapuda devir yapılması gerekirken yapılmadığını, sözleşme resmi şekle uygun yapılmadığından tarafların aldıklarını iade ile yükümlü olduğunu belirterek, ödenen 10.000 TL kaporanın dava tarihinden itibaren ticari faiziyle iadesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taleplerin zamanaşımına uğradığını, müvekkiline kapora ya da başka bir ad altında yapılan bir ödeme olmadığını, asıl davacının satın almaktan vazgeçip başka bir taşınmazı satın aldığını, davacının müvekkiline gönderdiği bir ihtar da olmadığını, dava açma koşullarının oluşmadığını, sunulan sözleşmenin bir ön sözleşme olup, taşınmaz satış sözleşmesi niteliğinde olmadığını beyanla, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, yanlar arasındaki sözleşmenin, asıl olarak bir sözleşme kurma taahhüdünü içermekte olduğu, amacın, taşınmaz devrini içerecek bir sözleşme yapılacağı konusunda mutabakat sağlamak olduğu, sözleşmede yer alan açıklama karşısında 10.000 TL kaporanın ödendiğinin çekişmesiz olduğu, sözleşmenin 4. maddesine göre kaporanın iade edilebilmesi için davalının taşınmazı satmaktan vazgeçmesinin gerekli olduğu, davacı, satın almaktan vazgeçerse kaporayı alamayacağı, dolayısıyla davacının TMK’nın 6. ve HMK’nın 190. maddelerine göre kendisinin satın almak için tüm girişimlerde bulunduğunu, ancak davalının satmaktan vazgeçtiğini kanıtlamak zorunda olduğu, davacının göndermiş olduğu herhangi bir ihtarname olmadığı, davalının satmaktan vazgeçtiğine dair herhangi bir veri ortaya konulamadığı, isticvap edilen davalının, tapudaki devir için Avrupa’dan Türkiye’ye gelmesine, davacıya haberler göndermesine karşın davacının gelmediği, devre yanaşmadığını bildirdiği, davacının bu konuda teklif ettiği yemini de davalının eda ettiği, sözleşmeye göre kaporanın iadesi koşullarının gerçekleşmediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tapuda kayıtlı taşınmazların satışı resmi şekle tabidir. Taraflar arasında düzenlenen taşınmaz satışına ilişkin 16.01.2012 tarihli adi yazılı sözleşme resmi şekilde yapılmadığından geçersiz olup, herkesin aldığını geri vermesi gerekmektedir. Bu durumda, davacı tarafından davalıya ödenen bedelin iadesi gerekirken, yazılı gerekçeyle talebin reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 14/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.


T.C.
YARGITAY
13. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2015/41479
KARAR NO: 2018/5980
KARAR TARİHİ: 17.5.2018

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, emlakçı olduğunu, dava dışı … adına kayıtlı meskenin satışı için davalı ile maliki bir araya getirdiğini ve taraflar arasında anlaşma sağlanarak 17.10.2014 tarihli sözleşmenin imzalandığını, sözleşmede satış bedelinin % 2’si+KDV tutarında ücret kararlaştırıldığını, buna göre 2.950,00 TL ücrete hak kazandığını ileri sürerek sözleşmeden kaynaklı 2.950,00 TL ücretin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini istemiştir.

Davalı, davacının aracılık ettiği meskenin satışının gerçekleşmediğini, dolayısıyla davacının ücrete hak kazanamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, davanın kabulüne, 2.950,00 TL’nin dava tarihi olan 11.11.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı, simsarlık sözleşmesinden doğan ücretin tahsili talebi ile eldeki davayı açmış; davalı, satışın gerçekleşmemesi nedeni ile davacının ücrete hak kazanamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, alıcı ile satıcıyı bir araya getiren davacının tarafların anlaşması ile edimini yerine getirdiği, kredinin çıkmaması nedeni ile satışın gerçekleşmemesinde kusurunun bulunmadığı ve bu sebeple ücrete hak kazandığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Borçlar Kanunun 520/1. maddesinde simsarlık sözleşmesi, “…simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkanının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması halinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir” şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 521. maddesinde ise simsarın, ancak yaptığı faaliyet sonucunda sözleşme kurulursa ücrete hak kazanacağı düzenlenmiştir. Böylece simsar, sözleşme konusu hizmetin bir akdin kurulmasıyla sonuçlanması durumunda ücrete hak kazanmaktadır. Simsar söz konusu hizmeti yerine getirmezse ücret alacağı elde edemeyecektir. Ancak sözleşmede aksi kararlaştırılabileceği gibi işin niteliğinden de aksi sonuca varılabilir.

Somut olayda, dava dışı satıcı, davalı alıcı ve davacı simsar arasında 17.10.2014 tarihli adi yazılı bir sözleşme imzalanmış olup, bundan sonra tapuda satış gerçekleşmemiştir. Az yukarıda belirtildiği üzere simsar ancak kendi faaliyeti sonucunda sözleşme kurulması halinde ücrete hak kazanacak olup, taraflar arasındaki taşınmaz satımına dair resmi satış işlemi gerçekleşmediğinden davacının ücrete hak kazandığından söz edilemez. Sözleşmede, alıcı ve satıcının satıştan vazgeçmesi durumunda karşılıklı sorumluluklarının ne olacağı düzenlenmiş olmakla beraber davacı simsarın ücreti konusunda bir düzenleme bulunmamaktadır. O halde Mahkemece, davacının faaliyeti sonucunda resmi şekle tabi sözleşmenin kurulmamış ve taraflar arasında imzalanan sözleşmede aksinin kararlaştırılmamış olması karşısında davacının ücrete hak kazanamadığının kabulüyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeple kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 17/05/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU

İKİNCİ AYIRIM

A. Süreler
I. On yıllık zamanaşımı
MADDE 146- Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.
II. Beş yıllık zamanaşımı
MADDE 147- Aşağıdaki alacaklar için beş yıllık zamanaşımı uygulanır:
1. Kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi diğer dönemsel edimler.
2. Otel, motel, pansiyon ve tatil köyü gibi yerlerdeki konaklama bedelleri ile lokanta ve benzeri yerlerdeki yeme içme bedelleri.
3. Küçük sanat işlerinden ve küçük çapta perakende satışlardan doğan alacaklar.
4. Bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar
arasındaki alacaklar.
5. Vekâlet, komisyon ve acentalık sözleşmelerinden, ticari simsarlık ücreti alacağı dışında, simsarlık sözleşmesinden doğan alacaklar.
6. Yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında, eser sözleşmesinden doğan alacaklar.
III. Sürelerin kesinliği
MADDE 148- Bu ayırımda belirlenen zamanaşımı süreleri, sözleşmeyle değiştirilemez.
IV. Zamanaşımının başlangıcı
1. Genel olarak
MADDE 149- Zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar.
Alacağın muaccel olmasının bir bildirime bağlı olduğu hâllerde, zamanaşımı bu bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar.
2. Dönemsel edimlerde
MADDE 150- Ömür boyunca gelir ve benzeri dönemsel edimlerde, alacağın tamamı için zamanaşımı, ifa edilmemiş ilk dönemsel edimin muaccel olduğu günde işlemeye başlar.
Alacağın tamamı zamanaşımına uğramışsa, ifa edilmemiş dönemsel edimler de zamanaşımına uğramış olur.
V. Sürelerin hesaplanması
MADDE 151- Süreler hesaplanırken zamanaşımının başladığı gün sayılmaz ve zamanaşımı ancak sürenin son günü de hak kullanılmaksızın geçince gerçekleşmiş olur.
Zamanaşımı sürelerinin hesaplanmasında da, borçların ifasındaki sürelerin hesaplanmasına ilişkin hükümler uygulanır.
B. Bağlı alacaklarda zamanaşımı
MADDE 152- Asıl alacak zamanaşımına uğrayınca, ona bağlı ve diğer alacaklar da zamanaşımına uğramış olur.
C. Zamanaşımının durması
MADDE 153- Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı işlemeye başlamaz, başlamışsa durur:
1. Velayet süresince, çocukların ana ve babalarından olan alacakları için.
2. Vesayet süresince, vesayet altında bulunanların vasiden veya vesayet işlemleri sebebiyle Devletten olan alacakları için.
3. Evlilik devam ettiği sürece, eşlerin diğerinden olan alacakları için.
4. Hizmet ilişkisi süresince, ev hizmetlilerinin onları çalıştıranlardan olan alacakları için.
5. Borçlu, alacak üzerinde intifa hakkına sahip olduğu sürece.
6. Alacağı, Türk mahkemelerinde ileri sürme imkânının bulunmadığı sürece.
7. Alacaklı ve borçlu sıfatının aynı kişide birleşmesinde, birleşmenin ileride geçmişe etkili
olarak ortadan kalkması durumunda, bu durumun ortaya çıkmasına kadar geçecek sürece.
Zamanaşımını durduran sebeplerin ortadan kalktığı günün bitiminde zamanaşımı işlemeye başlar veya durmadan önce başlamış olan işlemesini sürdürür.
D. Zamanaşımının kesilmesi
I. Sebepleri
MADDE 154- Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı kesilir:
1. Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse.
2. Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa.
II. Birlikte borçlulara etkisi
MADDE 155- Zamanaşımı müteselsil borçlulardan veya bölünemeyen borcun borçlularından birine karşı kesilince, diğerlerine karşı da kesilmiş olur.
Zamanaşımı asıl borçluya karşı kesilince, kefile karşı da kesilmiş olur.
Zamanaşımı kefile karşı kesilince, asıl borçluya karşı kesilmiş olmaz.
III. Yeni sürenin başlaması
1. Borcun ikrar edilmesi veya karara bağlanması hâlinde
MADDE 156- Zamanaşımının kesilmesiyle, yeni bir süre işlemeye başlar.
Borç bir senetle ikrar edilmiş veya bir mahkeme ya da hakem kararına bağlanmış ise, yeni süre her zaman on yıldır.
2. Alacaklının fiili hâlinde
MADDE 157- Bir dava veya def’i yoluyla kesilmiş olan zamanaşımı, dava süresince tarafların yargılamaya ilişkin her işleminden veya hâkimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlar.
Zamanaşımı, icra takibiyle kesilmişse, alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra yeniden işlemeye başlar.
Zamanaşımı, iflas masasına başvurma sebebiyle kesilmişse, iflasa ilişkin hükümlere göre alacağın yeniden istenmesi imkânının doğumundan itibaren yeniden işlemeye başlar.
E. Davanın reddinde ek süre
MADDE 158- Dava veya def’i; mahkemenin yetkili veya görevli olmaması ya da düzeltilebilecek bir yanlışlık yapılması yahut vaktinden önce açılmış olması nedeniyle reddedilmiş olup da o arada zamanaşımı veya hak düşürücü süre dolmuşsa, alacaklı altmış günlük ek süre içinde haklarını kullanabilir.
F. Taşınır rehni ile güvenceye bağlanmış alacakta
MADDE 159- Alacağın bir taşınır rehniyle güvenceye bağlanmış olması, bu alacak için zamanaşımının işlemesine engel olmaz; bununla birlikte alacaklının, hakkını rehinden alma yetkisi devam eder.

G. Zamanaşımından feragat
MADDE 160- Zamanaşımından önceden feragat edilemez.
Müteselsil borçlulardan birinin feragat etmiş olması, diğerlerine karşı ileri sürülemez.
Bölünemez bir borcun borçlularından birinin feragat etmiş olması durumunda da aynı hüküm uygulanır.
Asıl borçlunun feragati de kefile karşı ileri sürülemez.
H. İleri sürülmesi
MADDE 161- Zamanaşımı ileri sürülmedikçe, hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz.


Her türlü haksız eylem ve zararlandırıcı olaylardan kaynaklanan sözleşme dışı ya da sözleşmeye dayalı kusurlu veya kusursuz sorumlulara ve zararı gidermekle yükümlü tüm özel ve tüzel kişilere karşı açılacak maddi ve manevi tazminat davalarının zamanaşımı sürelerinin başlıcaları şunlardır:

Borçlar Yasası 146. maddesindeki on yıllık süre:

Borçlar Yasası`nda normal zamanaşımı süresi on yıl olarak düzenlenmiş ve “alacak hakları” temel alınmıştır. Kuşkusuz haksız eylemlerden kaynaklanan tazminat hakları da sonuç olarak bir alacak hakkıdır.

B.K. m. 146 hükmüne göre “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.”

T.B.K. 146 maddesindeki on yıllık süre

    • İş kazaları ve meslek hastalıkları ile sosyal güvenlik kurumlarının geri alma (rücu) davalarına,
    • Ticaret Kanunu gereği ölüm ve bedensel zararlar nedeniyle yolcuların taşıyıcıya karşı açacakları davalara,
    • Türk Borçlar Kanunundaki yardımcı kişilerin borca aykırı eylemlerinden doğan sorumluluklara, hile ve ağır kusuru kanıtlanan satıcı yapımcı (imalatçı) yapı yapan (yüklenici mimar mühendis) ve benzerlerinin sorumluluklarına, sözleşme ilişkileri içinde doğan tüm maddi ve manevi zarar sorumlularına uygulanır.

Sonuç olarak Medeni Yasa ve Borçlar Yasası ile özel yasalarda ayrıca hüküm yoksa “alacak” haklarının tümüne Borçlar Yasası 146. maddesindeki on yıllık zamanaşımı uygulanır.

Büyükyılmaz Hukuk&Danışmanlık

Büyükyılmaz Hukuk&Danışmanlık

Başarı ayrıntılarda gizlidir

İlkeli-Güçlü-Yetkin
  • Önemli Not!

    Web sitesinin içinde yer alan tüm bilgi ve materyaller sadece bilgilendirme amaçlı olup, bunların tamamına veya bir kısmına dayanılarak yapılan işlemlere, eylemlere ve bunların sonuçlarına ilişkin hiçbir sorumluluk kabul edilmez.!

HİZMET TALEBİ

    Adınız/Firmanız

    Email

    Telefon

    Alan

    Konu

    Müsait Olduğunuz Vakit

    Talebiniz alındıktan sonra en geç 48 saat içerisinde size dönüş yapılacaktır.

    Büyükyılmaz

    Büyükyılmaz

    Büyükyılmaz

    Yorumlar kapalı, ancak trackbacks Ve pingback'ler açık.

    Bu sitede size daha iyi bir deneyim sunabilmek adına, bu sayfayı ziyaretinizle ilgili bilgileri toplamak amaçlı çerezler kullanılmaktadır. Çerez kullanımı politikamız için Çerez Politikası Tamam Gözat

    %d blogcu bunu beğendi: