Deniz Ticareti Hukuku

12
Büyükyılmaz

Büyükyılmaz

Deniz Ticareti Hukuku

İktisadi hayatla yakından ilişkili olan hukuki işlem ve fiiller ile ticari faaliyetlerden doğan işlem ve fiillere ilişkin esasları dikkate alan dalı ticaret hukukudur. Gelişen ticari faaliyet ve yaklaşımlardan dolayı medeni kanunun bir bölümünü ifade eden borçlar kanununun yetersiz kalkması nedeniyle özel bir hukuk alanı olarak ticaret hukuku geliştirilmek zorunda kalınmıştır. Ticaret hukuku ile uzmanlık gerektiren ve daha karmaşık hale gelen borçlara, şirket yükümlülüklerine dair hususlar teknik hesap ve kavramlarla daha net olarak açıklanır.

Uluslararası ticari ilişkilerde taraflar taahhütlerini yerine getirebilmek için her türlü gayreti gösterseler dahi, sözleşme hükümlerinin farklı bakış açılarından yorumlanması nedeniyle ticari anlaşmazlıkların ortaya çıkması kaçınılmazdır. Gümrük işlemlerinde, iş kanunları ve uygulamalarında, tercüme hataları ve noksanlıkları, vb. hususlarda tarafların kontrolü dışında da olumsuz etkenlerle karşılaşabilmek her zaman mümkündür. Sorunun özellikle taraflar arasında çözümlenmesi esas olmakla birlikte ihtilafın dışarıdan alınacak yardımla da çözümlenebilmesi olanağı mevcuttur.

Deniz Ticareti Hukuku ise ticaret hukukunun dallarından birisidir.

Zaman içinde devletler, uluslararası toplumun üyesi olarak, ortak çıkarlar doğrultusundaki kuralların benimsemesinin zorunlu olduğunu anlayınca işbirliğine çok daha fazla önem verdiler. Bu da uluslararası ticaretin birtakım kurallara bağlanması sonucunu getirdi. Verilen bu önem, Uluslararası Ticaret Odası’nın (ICC), kurulmasını, sorunlarının basit ve  kolaylaştırılmasını sağladı.  Zaman içerisinde bu kuralların uygulanması ve işlemesi konusunda, Tarifeler ve Ticaret Genel Anlaşması (G.A.T.T.)  imzalandı.

GATT çerçevesinde yapılan müzakerelerin sonuncusu olan Uruguay Turu 1993’te tamamlanmış ve daha önce dışarıda bırakılan fikri haklar ve hizmet ticareti gibi konuların anlaşmalar kapsamına dahil edilmesiyle Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) (WTO)  nün kuruluşu bu turda gerçekleşmiştir.

Deniz ticaretinde hem uluslararası hukuk kuralları hem de iç hukuk kuralları hayli önem arzetmektedir. Biz bu yazımızda mümkün olduğunca iç hukuk kurallarını işleyeceğiz.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu altı ana kitapta düzenlenmiş olup Deniz Ticareti Hukuku beşinci kitapta yer almaktadır. Deniz Ticareti başlığıyla düzenlenen bu kitapta;

Büyükyılmaz

Büyükyılmaz

Gemi ve Gemi Acentası

Gemi, denizde kazanç elde etme maksadına tahsis edilen veya fiilen böyle bir maksat için kullanılan her gemi, kimin tarafından ve kimin nam ve hesabına kullanılsa kullanılsın “Ticaret Gemisi” sayılır. Geminin yapacağı yolculuk, deniz tehlikelerine karşı koyabilecek durumda “Denize Elverişli”-“Yola Elverişli” olması  ve bir limana kayıtlı olması,  gemiyi sevk ve edecek kaptan ve tayfalarının olması gerekir.  

Sicile kayıtlı her geminin Türk Bayrağı çekme hakkı ve mükellefiyeti vardır.  Sicile kayıtlı bir gemiye, her hangi bir nedenle üçüncü kişilere karşı ipotek ve tedbir konulabilir, karşılık gösterilebilir.

Gemi Acenteleri, deniz taşıt ve araçları ile yolcu ve yük taşımalarında gemi sahibi, kaptanı, işleticisi ve/veya kiracısı nam ve hesabına üçüncü kişi ve kuruluşlara karşı hak ve menfaatlerini, tayin edilen bölge içinde koruyan ve bunun karşılığında ücret alan kişi ve kuruluşlardır.
Gemi Acenteliğinin ana konusu, “ticarette bir başkası için hareket eden; etki yaratan kişi” olarak tanımlanır. Bu tanımın en önemli kısmı, ‘etki yaratan’ ifadesidir. Gemi yöneticisi ve yük sahibi acenteye, coğrafi konum itibariyle yabancı ülke limanlarına gönderdiği gemi ve yük için, kendi çıkarlarını gözeten, talimatlarını alan, onları iyi ve karlı sonuca eriştiren, kendi varlıklarının bir uzantısı olarak bakarlar.

Gemi acenteliği genel anlamda bir işin, verilmiş bir görevin o iş ve/veya görevi veren kişi veya kuruluş adına işi yapabilme yetkisinin bir başka kişiye veya kuruluşa, kuruma tanınma hakkıdır.

Donatan ve Donatma İştiraki

Gemisini deniz ticaretinde kullanan gemi sahibine veya kendisinin olmayan bir gemiyi kendi adına bir kaptan marifetiyle deniz ticaretinde kullanan kişiye “Donatan” denir.

Birden fazla şahsın müşterek mülkiyeti oldukları bir gemiyi, aralarında yapmış oldukları akit gereğince, gemiyi deniz ticaretinde kullanmaları “Donatma İştiraki” olarak anılır.

Kaptan

Donatanla yaptığı hizmet sözleşmesi uyarınca gemiyi yöneten teknik-tecimsel bir uzman iş­çidir. Diğer yandan devletin zabıta yetkisi diye belirtilen yetkisini kullanan kişidir. Bu durumu dolayısıyla kaptanın hem özel hukuk, hem de kamu hukuku yönünden görevleri, yetkileri ve sorumlulukları vardır.  

Kamu hukuku yönünden kaptana gerektiğinde gemideki in­sanlar üzerinde cebir kullanmaya kadar varan yetkiler tanınmış­tır. Ayrıca kaptan, gemide suç işlendiğinde savcıya ait görevleri yerine getirir, delil toplar, ifade alır ve hatta sanığı tutuklayabilir.

Özel hukuk yönündense kaptan, başlıca donatanın temsilcisidir. Zaman zaman yük ilgililerini de temsil eder. Kaptan, bütün işlerinde tedbirli bir kaptan gibi hareket et­mek zorundadır ve böyle davranmamasından doğan zararlardan da sorumlu olur.

Geminin yabancı ülke karasularında bulunduğu süre içinde o ülkenin hukuk kurallarına uymakla yükümlüdür. Kaptan, o limanda bulunduğu sürede, geminin bayrağını  taşıdığı ülkeyi temsil eder.

Deniz Ticaret Hukukunda kaptanın önemli görevleri vardır. Gemi kaptanı olarak bu görevleri hukuken yerine getirmekle yükümlüdür.

Gemi Jurnalı

Kaptan, sefer boyunca geminin içinde bulunduğu ko­şulları “gemi jurnalı”na, yapılan başlıca iş ve işlemleri gemide geçen olayları yansıtan defteri tutmakla yükümlüdür. Gemide geçen olayları devleti de ilgilendiren, kamu hukuku bakımından bazı olayların kaydı gereklidir. Bir ticaret gemisinde, yasal olarak “Gemi Jurnalı” tutulma yükümlülüğü getirilmiştir.

Deniz raporu

Deniz raporu, geminin seferi sırasında karşılaşılan kazaları, olağandışı olayları yansıtan bir yazıdır. Sefer sırasında gemi bir başka gemiyle çatışmışsa, fırtına yüzünden ambar havalandırılamamışsa, laşingi kopan bir yük devrilip ha­sara uğramışsa, fırtına geminin bir can filikasını parçalamışsa kaptan, ilk uğrak limanında bir deniz raporu düzenlemekle yükümlüdür.

Yasada öngörülen bu zorunluluk, başka ülke yasalarında da vardır ve bu yüzden olağandışı olaylarla karşılaşılan -bandırası ne olursa olsun- her geminin kaptanı böyle bir işlem yapmak zorundadır. Kaptan deniz raporu için mahkemeye başvur­mak zorundadır. Hakim gemiadamlarını gibi dinler ve ifa­delerini tutanağa geçirir. Deniz raporu bu tutanaklar ve eklerinden oluşur. Hukukta “deniz raporu”nun içerdiği bilgiler her türlü delille kanıtlanabilecek bir takdiri delildir.

Deniz Ticaret Sözleşmeleri

Ticaret gemisiyle yapılan yük taşımaları, belirlenmiş kurallar çerçevesinde yapılır. Bu kuralların başında, taşıma sözleşmeleri gelir ve bu sözleşmeye kısaca Navlun Sözleşmesi” denir. Navlun Sözleşmesi, iki kişi arasında yapılan bir sözleşmedir. Eşyanın denizyoluyla taşınması konusunda bir sözleşme yapılmışsa bu bir “Navlun Sözleşmesi” dir. Navlun sözleşmeleri genel olarak gemilerin iki ana esastan  gidilerek kiralanmasıdır.

Konşimento

Deniz taşımacılığının en önemli konularından biri de Konşimento’dur. Yük gemiye alınır alınmaz taşıyanın, yükü teslim aldığını tevsik eden kıymetli bir belgenin adı Konşimentodur. Taşıyan, gittiği limanda bu belgeyi ibraz etmeleri halinde yükü teslim eder. Navlun sözleşmesi hükümlerine göre bu belge doldurulur. Bu belgenin çeşitli rolleri vardır ve bunun çok iyi bilinmesi gerekir. Tarafların kimliği ve malın niteliği/aidiyeti açısından hiçbir kuşkuya yer olmamalıdır.

Deniz Kazaları,

Deniz taşımacılığında meydana gelen karaya oturma, yük kayması, hava koşulları nedeniyle gemiye ait filikaların denize düşmesi, zincir kesilmesi, geminin hafifletilmesi, gemide çıkan yangının söndürülmesi, bu nedenle geminin denize elverişli hale getirilmesiyle ilgili yapılan masrafların paylaşılmasına “Müşterek Avarya” denir.

Eğer bir hasar’ın (avarya’nın) niteliği, bu hasardan doğan zararın malik üzerinde bırakılmayıp paylaştırılmasını gerektiriyorsa, bu hasara “müşterek avarya” yani paylaşılan bölüşülen hasar şeklinde  anlaşılır.

Avarya, basit bir deyişle, geminin korunması için yapılan olağanüstü bir fedakarlık veya maruz kalınan harcama sonucunda doğan bir kayıp işin tüm ilgili taraflarca oransal olarak paylaşılmasıdır. Bu oranların hesaplanması çoğu kez, bu işte özel olarak beceri kazanmış ehilleri olan “Avarya Dispeççileri” tarafından üstlenilen bir iştir. Görevleri, önce maruz kalınan kayıpların ve masrafların analizini ve doğruluğunun kanıtlanmasını, sonra tarafların herbirinin ayrı ayrı davaya katılmalarını, yük değerinin biçilmesini içerir. Müşterek avarya, York-Anvers Kuralları uluslararası sözleşmesine uygun olarak halledilir.

Büyük Avarya yürürlüğe kendiliğinden girmez. Donatan Büyük Avaryayı resmen ilan etmek zorundadır. Büyük avaryaya olan olayın vuku bulduğu yerin mahkemesine başvurarak gemi kaptanı ve mürettebatının olayla ilgili raporunu mahkemeye sunar ve avarya ilan edilmesi talebinde bulunur. Hakim bu talebi yerine getirerek Müşterek Avarya ilanını yerel bir gazetede yayımlatır. Avarya ilanından sonra, yine mahkemeden dispeççiler atanır.

Bir gemi acentesi, temsil olunan kişi Büyük Avarya ilan ettiği zaman, etkilenecek yükün tümünü belirlemenin mümkün olacağı yük manifestosunu alır almaz, malın gönderildiği kişilere Büyük Avarya ilanını bildirilmelidir. Geminin acentesi, bunu gözden kaçırmamalıdır.

Gemi Tutuklaması

Geminin seyrüseferine ilişkin masraflarının ödenmemesinden dolayı, alacaklılar gemi üzerine mahkeme yoluyla tedbir koyma hakkına sahiptirler. Alacaklılar, mahkemece tedbirin konulabilmesi için resmi kurumlardan aldıkları veya alacakları belgelerle “alacaklı olduklarını” kanıtlamak zorundadırlar.

Zamanaşımı

Deniz taşımacılığında vuku bulan olaylardan dolayı, gemiden alacaklı bulunan kişi ve kuruluşlar:

a.)Olayın vuku bulduğu tarihten itibaren bir yılı aştığında,

b.)Çatma veya tedbirsizlik nedeniyle çatma olmaksızın can ve malla zarar verilmesinden dolayı meydana gelen alacaklıların iki yılı aştığında, alcakları zaman aşımına uğrar.

Sigorta Hukuku

Denizcilik rizikolarına karşı geminin veya yükün denizcilik rizikolarını salimen geçirebilmesinde, para ile ölçülebilir bir menfaati olan kimse, bu menfaati sigorta ettirebilir. Menfaatin sahibi, sigorta ettiren kimse kendi menfaatini, üçüncü bir  şahsın menfaatine ise, “başkası hesabına sigorta” şeklinde de sigorta ettirebilir. Yapılan sigortalar, sigorta olunan menfaatin tam değeri üzerinden yapılır.  

Sigortalının, sigorta mukavelesinden dolayı doğan prim ödeme borçları, mukavelede aksi kararlaştırılmış olmadıkça primlerin poliçenin tesliminde ödenmesi gerekir.

Türk Ticaret Kanununda düzenlenen Deniz Ticaretini kısaca işlemiş olduk.

Sağlıkla kalınız…


Terimler

İş Dünyası Organizasyonu ICC(Milletlerarası Ticaret Odası)
ICC International Chamber of Commerce
G.A.T.T. General Agreement on Tariffs and Trade
WTO World Trade Organization
IMO International Maritime Organization

Büyükyılmaz Hukuk&Danışmanlık

Büyükyılmaz Hukuk&Danışmanlık

Başarı ayrıntılarda gizlidir

İlkeli-Güçlü-Yetkin
  • Önemli Not!

    Web sitesinin içinde yer alan tüm bilgi ve materyaller sadece bilgilendirme amaçlı olup, bunların tamamına veya bir kısmına dayanılarak yapılan işlemlere, eylemlere ve bunların sonuçlarına ilişkin hiçbir sorumluluk kabul edilmez.!

HİZMET TALEBİ

    Adınız/Firmanız

    Email

    Telefon

    Alan

    Konu

    Müsait Olduğunuz Vakit

    Talebiniz alındıktan sonra en geç 48 saat içerisinde size dönüş yapılacaktır.

    Büyükyılmaz

    Büyükyılmaz

    Büyükyılmaz

    Yorumlar kapalı, ancak trackbacks Ve pingback'ler açık.

    Bu sitede size daha iyi bir deneyim sunabilmek adına, bu sayfayı ziyaretinizle ilgili bilgileri toplamak amaçlı çerezler kullanılmaktadır. Çerez kullanımı politikamız için Çerez Politikası Tamam Gözat

    %d blogcu bunu beğendi: