Cayma Parası Nedir?

10
Büyükyılmaz

Büyükyılmaz

Cayma Parası Nedir?


Cayma parası sözleşmeden cayılması halinde karşı tarafta kalmasına katlanılacak paradır.

6098 S.lı Türk Borçlar Kanunu (Yeni) MADDE 178

B. Cayma parası

Cayma parası kararlaştırılmışsa, taraflardan her biri sözleşmeden caymaya yetkili sayılır; bu durumda parayı vermiş olan cayarsa verdiğini bırakır; almış olan cayarsa aldığının iki katını geri verir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanununa (TBK’ya) göre (madde: 177 ve 178) sözleşmelerde edim güvencesi ve borcun ifa edilmemesinden doğacak zararların önüne geçmek için sözleşmede (pey akçesi) ve Cayma Parası(pişmanlık akçesi) gibi güvenceler (teminatlar) öngörülebilir.

Cayma parası kararlaştırılmışsa, taraflardan her biri sözleşmeden caymaya yetkili sayılır. Bu durumda parayı vermiş olan cayarsa verdiğini bırakır; almış olan cayarsa aldığının iki katını geri verir. Sözleşme ifa edilirse cayma parası geri verilir.

Bir sözleşmede, sözleşme kurulurken verilen ve karşı tarafa terk edilmesi kaydıyla taraflara sözleşmeden dönebilme imkânı veren tutara cayma parası-pişmanlık akçesi denmektedir. Cayma parası,  taraflardan birinin sözleşmeden vazgeçmesi, pişman olması halinde karşı tarafa verdiği meblâğdır.

Sözleşmeden cayan taraf verdiği paranın karşı tarafta kalmasına katlanır. Ancak kendisinden daha fazlası için bir tazminat talep edilemez.

Sözleşme yapıldığında taraflardan birinin verdiği paranın ne olduğu anlaşılmıyorsa bu para “bağlanma parası(kapora)” olarak kabul edilir.

Bir sözleşmenin kurulması sırasında cayma parasının verilmesi ve karşı tarafça bu bedelin kabul edilmesi her iki tarafın da cayma hakkı olabileceğine işaret eder. Cayma parası veren, sözleşmeden döndüğünde sadece verdiği para karşı tarafa gelir olabilir. Cayma parasını alanın cayması halinde ise bu parayı verene, bu para miktarının iki katını ödemek durumundadır.

İfa edilen sözleşmeye bağlı olan pişmanlık akçesinin, verene iadesi edilmesi gerekmektedir. Örneğin bir malın başkasına satılmaması için sahibine verilen paranın; sözleşmeden dönme halinde bu kişiye bırakılması, malın alımı halinde ise bedele mahsup edilmesi İslâm hukukunda da mümkün ve caiz görülmektedir. Pişmanlık akçesinin ifası istenen sözleşmenin konusunun elverdiği
hallerde, bu sözleşmede öngörülen meblâğa mahsup edilmesinde de anlaşılabilir.

Cayma parası kararlaştırılmışsa, taraflardan her biri sözleşmeden caymaya yetkili sayılır; bu durumda parayı vermiş olan cayarsa verdiğini bırakır; almış olan cayarsa aldığının iki katını geri verir.

Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir.

Pişmanlık akçesinin türünü, ekonomik değerini ve (bu, para ise) miktarını sözleşmeci taraflar sözleşerek belirlerler; bunu azaltabilir ya da çoğaltabilirler. Yargıtay 4. Dairesinin 1965-2457 sayılı kararında ve diğer bir kısım emsal kararlarında belirlenmiş pişmanlık akçesinin yargı makamlarınca indirilemeyeceği belirtilmektedir. YHGK da (1970) aynı yöndedir. Bu husus doktrinde de tartışılmaktadır

Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça  feragat  etmiş  veya  ifayı  çekincesiz  olarak  kabul  etmiş  olmadıkça,  asıl  borçla  birlikte  cezanın  ifasını  da isteyebilir.

Borçlunun, kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı saklıdır.

Pişmanlık akçesi sözleşmeci taraflara sözleşmeden dönebilme konusunda sözleşilmesi imkânı veren, bir noktada da sözleşmeden dönmeyi engellemeyi hedefleyen yaptırımdır.

Anayasa (madde: 48) sözleşme hürriyetini korumuş ve güvence altına almış, “kişinin temel hak ve
hürriyetlerini, …adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan…ekonomik engelleri” kaldırmaya çalışmak görevini Devlete vermiştir(madde: 5). Sözleşmeden dönebilmenin yaptırıma bağlanması şartıyla “sözleşmeden dönme”de sözleşilebilmesi, pişmanlık akçesi tutarının caymayı imkânsız kılmayacak makul denge gözetilerek belirlenmesini de gerektirir. Dolayısıyla hem sözleşmeden dönmemek için bir zorlamayı hem de sözleşmeden dönebilme imkânını “dengeleyecek makûl bir ölçü”den fazla görülebilecek pişmanlık bedelinin Mahkemece indirilmesi kabul edilebilmelidir.

Alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile, kararlaştırılan cezanın ifası gerekir.

Alacaklının uğradığı zarar kararlaştırılan ceza tutarını aşıyorsa alacaklı, borçlunun kusuru bulunduğunu ispat etmedikçe aşan miktarı isteyemez.

Ceza  koşuluna  ilişkin  hükümler,  dönme  durumunda  ifa  edilmiş  olan  kısmın  alacaklıya kalacağını öngören sözleşmelere de uygulanır.

Taksitle satışa ilişkin hükümler saklıdır.

Taraflar, cezanın miktarını serbestçe belirleyebilirler.

Asıl  borç  herhangi  bir  sebeple  geçersiz  ise  veya  aksi  kararlaştırılmadıkça  sonradan  borçlunun  sorumlu tutulamayacağı bir sebeple imkânsız hâle gelmişse, cezanın ifası istenemez. Ceza koşulunun geçersiz olması veya borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple sonradan imkânsız hâle gelmesi, asıl borcun geçerliliğini etkilemez.

Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir.

Cayma parası, sözleşmeci taraflara pişman olup sözleşmeden dönebilme hakkı verirken; bağlanma parası bağlanma yükümlülüğü yükler. Bir meblâğın sözleşmeyle birlikte “ön ödeme(ye), akdin in’ikadının (teşekkülünün) harici bir delili olmak ve bunun ispatını kolaylaştırmak için yapılmışsa ‘bağlanma parası’; akidden cayma hakkını elde etmek amacıyla yapılmışsa ‘Cayma parası’ adı verilir.”  Bağlanma parası cayma parası değildir (Y15HD, 2015; 2015a) ve bu imkânı vermez.  Pey
akçesi, ancak tarafların sözleşmesiyle cayma parasına dönüştürülebilir.

Bağlanma ve Cayma parası arasında sonuçları bakımından fark olup, bunlardan hangisi üzerinde sözleşildiği sözleşmede belirlenir . Sözleşmede bir açıklığın bulunmaması halinde tarafların bağlanma parası üzerinde sözleştikleri kabul edilir.
Bağlanma parasınin konusu, belirli bir “mal” , bir “şey” ya da başka bir ekonomik değer olabilmektedir. Cayma parasının da, sadece para değil  eşya ya da ekonomik değer olabileceği kabul edilmektedir. Bunlar sözleşmeci tarafa ya da 3. kişilere verilmiş ya da bloke edilerek verilmiş olabilirler. Bağlanma (ve bize göre cayma) bedeli bir kısmî ifa olmadığı gibi hediye de değildir.

Bağlanma parasına bağlanmış sözleşme hükümsüz olursa bağlanma parası haksız zenginleşmeye olur. Bağlanma parasının, batıl veya hükümsüz olan bir sözleşmeye bağlı olması, tahakkuk etmeyen bir sebeple verilmesi anlamına geldiğinden, iadesi gereklidir . İslâm hukukunda da genelde benimsendiği üzere, akid (sözleşme) “icra edilmezse geri almak üzere verilen bağlanma parası caizdir”. Dolayısıyla bağlandıkları sözleşmeleri hükümsüz hale gelen bu tutarın; bunları alan sözleşmeci tarafça, veren tarafa iade edilmeleri gerekir. Aynı hususları Cayma parası için de söylemek mümkündür. Cayma bedeli, sözleşmeden dönüldüğünde karşı tarafta kalır; sözleşmenin ifası halinde verene iade edilmesi gerekir.

Bağlanma parası bağlandığı sözleşmenin yasal şekle uygun olarak yapılması halinde geçerli olur. YHGK da (1964) aynı yönde karar vermiştir. Cayma parası sözleşmesi için de aynı hususlar dile getirilebilir. Hukuka ve ahlâka aykırı ve konusu imkânsızsözleşmelerde pey ve pişmanlık akçeleri batıldır. Bu bağlamda örneğin nişanlanan bir kimsenin evlenme vaadini zorlayıcı kılmak için bir ceza şartı pey ve pişmanlık akçeleri öngörülmemelidir.

Borçlunun borcunu ihlal etmesi halinde alacaklıya ödemeyi kabul ettiği ceza hususundaki antlaşmaya ‘cezai şart’ ve ödenecek cezaya ‘sözleşme cezası’ denilmektedir.”

Cezaî şart da pey ve pişmanlık akçesi gibi sözleşmenin ifasına güvence ve kendine özgü bir yaptırımdır. Bu zorlayıcı bir edim; bir borcun, ispat yükü olmadan ifasını garanti altına alır ve borcun ifa edilmemesi halinde borçluya asıl borçtan ayrı olarak yüklenir.

Pey ve Pişmanlık akçeleri aynı mahiyeti taşıyan cezaî şarttan farklıdırlar. Üzerinde belirsizlik bulunan ve akdin kuruluşunda verilen tutar pey akçesi kabul edileceğinden; bu tür belirsizlikler cezai şart da olarak da görülemezler . Pey akçesi de pişmanlık akçesi de dar ve teknik anlamda bir cezaî şart değildir:

Cezaî şart, öngörüldüğü sözleşmelerde bu sözleşmeden dönülmesi sonucunda gerçekleşir. Pey ve pişmanlık akçeleri sözleşmeci tarafa önceden verilen peşin meblâğ olmaktadır. Eşdeyişle pey ve pişmanlık akçeleri önceden verilirken, cezaî şart sözleşmenin ifa edilmememsi halinde ödenecek taahhüt olarak öngörülmektedir.

Bir sözleşmede ücretin alıkonulması pey ya da pişmanlık akçesi olarak değerlendirilemeyeceği gibi cezaî şart olarak da değerlendirilemez. Çünkü “ücret alıkoyma” sözleşmede aksine bir hüküm yer
almadıkça, bunu kesen, örneğin işveren konumundaki) kişinin sebep olunacak/olunan zararını gidermek için alıkonulmaktadır. Ücret alıkoyma sadece hizmet akitlerinde söz konusu olur. Kira sözleşmesinde önceden verilen güvence bedeli “depozito” da tamamıyla kendine özgü durumdadırlar.

T.C.

YARGITAY

HUKUK GENEL KURULU

E. 2018/544

K. 2018/1421

T. 4.10.2018

* DEVRE TATİL SÖZLEŞMESİNİN FESHİ VE ÖDENEN BEDELİN İADESİ İSTEMİ ( Olayda Davacı Tüketicinin Sözleşme Konusu Olan Tesise Hiç Gitmediğinin ve Tatil Hakkını Kullanmadığının Anlaşıldığı – O Hâlde Tüketici Tatil Hakkından Faydalanmadığına Göre Sözleşme İmzalanmış Olsa Dahi Cayma Hakkı Süresinin Askıda Kaldığı/Davacının Gönderdiği İhtarname ile Cayma Hakkını Süresinde Kullandığı ve Buradan Hareketle Sözleşmenin Feshi ve Ödemelerin İadesi Talebinin de Olduğu Sonucuna Varılması Gerektiği )

* TATİL HAKKININ HİÇ KULLANILMAMIŞ OLMASI ( Devre Tatil Sözleşmesinin Feshi ve Ödenen Bedelin İadesi İstemi/Davacı Tüketicinin Sözleşme Konusu Olan Tesise Hiç Gitmediğinin ve Tatil Hakkını Kullanmadığının Anlaşıldığı – Tüketici Tatil Hakkından Faydalanmadığına Göre Sözleşme İmzalanmış Olsa Dahi Cayma Hakkı Süresinin Askıda Kaldığı/Davacının Gönderdiği İhtarname ile Cayma Hakkını Süresinde Kullandığı ve Buradan Hareketle Sözleşmenin Feshi ve Ödemelerin İadesi Talebinin de Haklı Olduğu Sonucuna Varılması Gerektiği )

* CAYMA SÜRESİNİN ASKIDA KALMASI ( Tüketici Tatil Hakkından Faydalanmadığına Göre Sözleşme İmzalanmış Olsa Dahi Sürenin Askıda Kaldığı – Davacının Gönderdiği İhtarname ile Cayma Hakkını Süresinde Kullandığı ve Buradan Hareketle Sözleşmenin Feshi ve Ödemelerin İadesi Talebinin de Haklı Olduğu Sonucuna Varılması Gerektiği/Davacının Karar Düzeltme İsteminin Kabulüyle “Onama” Yönündeki HGK’nun Kararının Kaldırılması ve Direnme Kararının Özel Daire Bozma Kararında Belirtilen Gerekçelerle Bozulması Gerektiği )

4077/m. 6

6502/m. 50

ÖZET : Dava, devre tatil sözleşmesinin feshi ve ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir.Olayda, davacı tüketicinin sözleşme konusu olan tesise hiç gitmediği, tatil hakkını kullanmadığı anlaşılmıştır. O hâlde, tüketici tatil hakkından faydalanmadığına göre sözleşme imzalanmış olsa dahi cayma hakkı süresinin askıda kaldığı, davacının gönderdiği ihtarname ile cayma hakkını süresinde kullandığı ve buradan hareketle sözleşmenin feshi ve ödemelerin iadesi talebinin de haklı olduğu sonucuna varılmalıdır.

Açıklanan sebeplerle davacının karar düzeltme isteminin kabulüyle “onama” yönündeki HGK’nun kararının kaldırılmasına ve direnme kararının HGK’nca da benimsenen ve Özel Daire bozma kararında belirtilen gerekçelerle bozulmasına karar vermek gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki “devre tatil sözleşmesinin feshi ve ödemelerin iadesi” davasından dolayı Bakırköy Tüketici Mahkemesince verilen 12.06.2014 tarihli ve 2014/105 E., 2014/621 K. sayılı kararın onanmasını kapsayan ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’ndan çıkan 19.04.2017 tarihli ve 2017/13-637 E., 2017/757 K. sayılı kararın karar düzeltme yoluyla incelenmesi davacı tarafından verilen dilekçeyle istenilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca dilekçe, düzeltilmesi istenen karar ve dosyadaki ilgili bütün belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Dava devre tatil sözleşmesinin feshi ve ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir.

Davacı, devre tatil satın alma düşüncesi olmadığı hâlde İstanbul …..Otelde yapılan tanıtım toplantısına katıldığını, davalı ile Ilgaz …. için 10.2.2009 tarihli sözleşme ile 2048 yılına kadar kullanmak üzere devre tatil üyeliği satın aldığını, toplam üyelik bedelini iki yıl içinde ödediğini ancak basında duyduğu dolandırıcılık haberleri üzerine ayrıca aidatlara da zam yapılması sebebiyle cayma hakkını 9.1.2012 tarihli ihtarname ile davalı firmaya bildirdiğini ancak bir cevap alamadığını, tarafına cayma belgesi verilmediği gibi sözleşmede hizmetin peşin satış fiyatı ile vadeye göre uygulanan faizin miktarı ve oranının belirtilmediğini ve devre tatil hakkını kullanmadığını bildirerek sözleşmenin iptali ile 14.000 TL satış bedeli ile 450 Dolar aidat bedelinin yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı davaya cevap vermemiştir.

Yerel mahkemece davacının davaya konu devre tatil sözleşmesini 10.02.2009 tarihinde … ParkSA’da imzaladığı, sözleşme ile davacının yılın iki döneminde 29/11 ve 29/06 tarihinde davaya konu yeri kullanmak hakkını elde ettiğini, kullanma devresi içinde yıllık gider paylarını yatırmak zorunda olduğunu, davacının taksitlerini ödediğini ve sözleşmeyi benimsediğini, davacının cayma hakkını süresinde kullanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacının temyize üzerine karar, Özel Dairece “…Taraflar arasında yapılan devre tatil sözleşmesi Kanun’un tanımını yaptığı 8. ve 9. maddelerinde belirlenen kapıdan satış niteliğinde olduğu kuşkusuzdur. Kapıdan satışlar işyeri, fuar, panayır gibi satış mekanları dışında önceden mutabakat olmaksızın yapılan tecrübe ve muayene koşullu satışlar olarak tanımlandıktan sonra, aynı maddesinde bu tür satışlarda tüketicinin 7 günlük tecrübe ve muayene süresi sonuna kadar malı kabul veya hiçbir gerekçe göstermeden reddetmekte serbest olduğu vurgulanmıştır. Kanun’un 9. maddesinde ise satıcının hazırladığı sözleşme, fatura veya tesellüm makbuzu ile birlikte, en az 12 punto siyah koyu harflerle yazılmış ve içeriği yasada açıklanan cayma belgesini vermeyi satıcıya yükümlülük olarak getirmiştir. Somut olayda satıcının davacıya cayma bildirim belgesini verdiği dosyadaki belgelerden anlaşılmaktadır. Burada üzerinde durulması gereken konu bu tür satışlarda Kanun’un 8/2. maddesinde kararlaştırılan cayma hakkının ne zaman başlayacağının netleştirilmesidir. Az yukarda açıklandığı gibi satışın tecrübe ve muayene koşullu olduğu açık ve belirgin bulunduğuna göre, cayma süresinin, malın teslimi ile sözleşmenin aynı tarihte yapılması durumunda sözleşmenin düzenlendiği tarihten, malın tüketiciye teslimi sözleşmenin imzalandığı tarihten sonra ise, malın tarihinden, mesafeli satışlarda malın tüketiciye ulaştığı tarihten, hizmet edimlerinde ise hizmet ediminin tüketiciye ifa edildiği anda işlemeye başlayacağının kabulü gerekir. …nun 219-221. maddelerinde tecrübe ve muayene şartlı satım alıcının malı tecrübe ve malı muayene edip tasvip etmesi irade şartına bağlı olarak yapılan satım olarak tanımlanmıştır. 4077 Sayılı Kanun’un 8. maddesinde düzenlenen satışlar ise B.K. anlamında tecrübe ve muayene şartıyla satışlardan olup burada sözleşmeden dönme hiçbir koşula bağlanmamış, tamamen tüketicinin iradesine bırakılmıştır. Sözleşmenin taraflarca imzalanması ile cayılıp cayılmayacağının bildirilmesi arasında süresinde sözleşme henüz hükümlerini doğurmaz. Sözleşmenin hükümleri bu aşamada askıda olup, tüketici bu süre içinde caymazsa sözleşme başladığından itibaren hükümlerini doğurur, cayması hâlinde başlangıcından itibaren hüküm doğurmaz. Taraflar arasında devre tatil satış sözleşmesi imzalanmakla birlikte davacı tüketici tatil hakkını kullanmamıştır. Davacı 9.1.2012 tarihinde davalıya gönderdiği ihtarla cayma hakkını kullanarak sözleşmenin feshini ve ödemelerinin iadesini talep ettiğinden cayma hakkının süresinde kullanıldığının kabulü gerekir. Mahkemece, davacının cayma hakkını süresinde kullanması sebebiyle sözleşmenin feshi ile yaptığı ödemelerinin tahsiline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.” gerekçesi ile hüküm oy çokluğu ile bozulmuştur.

Yerel mahkemece önceki gerekçelerin yanı sıra karşı oy yazısında yer alan hususlara ve 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un konuyla ilgili hükümlerine işaret edilmek suretiyle verilen direnme kararını davacı temyiz etmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca “davacının 10.02.2009 tarihli kapıdan satış niteliğindeki devre tatil sözleşmesi uyarınca belirlenen yıllık gider payını ve tüm aidatları yatırarak devre tatile konu tesisten yararlanma hakkını elde ettiği, davalı şirketin de kendisine düşen edimi yerine getirmediğine dair bir delilin veya iddianın bulunmadığı, bu suretle ortada karşılıklı ifa edilmiş bir sözleşmeden söz edileceği, davacı tarafından sözleşmenin benimsendiği ancak davalı şirketin bu süre içerisinde hizmeti ifaya hazır olduğu hâlde davacının devre tatile konu yere gitmediği, bu durumda cayma hakkının süresinde kullanıldığının kabul edilemeyeceği, aksi takdirde bir hakkın açıkça kötüye kullanılması sonucunun doğacağı” gerekçeleriyle oy çokluğuyla direnme kararının onanmasına karar verilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca verilen karara karşı davacı tarafından karar düzeltme yoluna gidilmiştir.

Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, taraflar arasında yapılan sözleşme uyarınca alıcının (tüketicinin) cayma hakkını süresinde kullanıp kullanmadığı burada varılacak sonuca göre sözleşmenin feshedilerek ödemelerin iadesinin gerekip gerekmeyeceği noktasındadır.

Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle devre tatil sözleşmelerinin hukuki mahiyetine kısaca değinilmesinde fayda vardır.

Dünya turizm sektöründe “Timeshare” olarak adlandırılan ve son yıllarda önemli bir yükseliş göstererek turizm sektörünün ulusal ve uluslararası seviyede dinamik bir alanını oluşturan “devreli tatil sistemleri” ülkemizde daha çok, sıkı koşullara (şekil, taşınmazın niteliği vb.) bağlı, sahibine aynî hak sağlayan “devre mülk sözleşmeleri” ve devre mülk sözleşmelerine göre daha kolay hayata geçirilen ve fakat yalnızca şahsi hak doğuran “devre tatil sözleşmeleri” şeklinde uygulanmaktadır.

Devre tatil sözleşmeleri 06.03.2003 tarihinden önce mevzuatımızda yer almamakta, bu sebeple uygulamada ağırlıklı olarak atipik, karma sözleşmelerden sayılmakta ve genel itibariyle sözleşme süresi boyunca her yıl belirli bir devreden belirli süre ile yararlanma yolunda şahsi hak sağlayan, taraflara karşılıklı edimler yükleyen isimsiz bir karma sözleşme olarak açıklanmakta iken; belirtilen tarihte yürürlüğe giren 4822 Sayılı Kanun ile 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 6’ncı maddesine (B) bendi olarak eklenen düzenlemede yasal tanımına kavuşmuştur.

Buna göre “Devre tatil sözleşmeleri, en az üç yıl süre için yapılan ve bu süre zarfında yıl içinde, belirli veya belirlenebilecek ve bir haftadan az olmayacak bir dönem için bir veya daha fazla sayıdaki taşınmazın kullanım hakkının devri ya da devri taahhüdünü içeren ve bir nüshasının tüketiciye verilmesi zorunlu, yazılı sözleşme ya da sözleşmeler grubudur”.

Ne var ki 4077 Sayılı Kanun’un bu yeni uygulamasında tüketicinin sözleşmeden cayma hakkı ile ilgili herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Oysa gerek tüketici hukukunun ruhu ve kapıdan satış, mesafeli satış gibi diğer sözleşmelerdeki kanun hükümleri, gerekse uluslararası alanda (Avrupa Birliği, 1994/47/AT sayılı, 26.10.1994 tarihli Yönetmeliği) karşımıza çıkan uygulamalar, devre tatil sözleşmelerinde de tüketicinin cayma hakkının bulunduğunun kabul edilmesini gerektirmektedir.

Bu doğrultuda oluşturulan yargısal kararlarla, devre tatil sözleşmelerinin ülkemizde tezahürünün çoğunlukla önceden herhangi bir mutabakat olmaksızın toplantılı grup satışları, tanıtım broşürü üzerinden pazarlama şeklinde ortaya çıktığı da göz önünde bulundurularak, devre tatil sözleşmesini imzalayan tüketicinin cayma hakkı yönünden kapıdan satışla ilgili hükümlerinden faydalanması imkânı sağlanmıştır.

Kapıdan satış sözleşmeleri ise 4077 Sayılı Kanun’un 4822 Sayılı Kanun ile değişik 8’inci maddesinde düzenlenmiş olup bu madde hükmüne göre;

“Kapıdan satış; iş yeri, fuar, panayır gibi satış mekanları dışında yapılan satımlardır.

Bakanlık, kapıdan satış yapacaklarda aranılacak nitelikleri, bu Kanuna tabi olan ve olmayan kapıdan satışları ve kapıdan satışlara dair uygulama usul ve esaslarını belirler.

Bu tür satışlarda; tüketici, teslim aldığı tarihten itibaren yedi gün içinde malı kabul etmekte veya hiçbir gerekçe göstermeden ve hiçbir yükümlülük altına girmeden reddetmekte serbesttir. Hizmetlerin satımında ise bu süre, sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren başlar. Bu süre dolmadan veya sağlayıcı, kapıdan satış işlemine konu mal veya hizmet karşılığında tüketiciden herhangi bir isim altında ödeme yapmasını veya borç altına sokan herhangi bir belge vermesini isteyemez. Satıcı, cayma bildirimi kendisine ulaştığı andan itibaren yirmi gün içerisinde malı geri almakla yükümlüdür”.

Madde metninden de anlaşılacağı üzere, kapıdan satış sözleşmelerinde cayma süresi; sözleşmenin mal alımına dair olması durumunda malın teslimi tarihinde, hizmet alımına dair olması hâlinde ise sözleşmenin imzalandığı tarihte başlar.

Devre tatil sözleşmeleri çoğunlukla yalnızca belli bir odanın ya da taşınmazın belli dönemlerde kullanılmasından ibaret değildir; tüketiciler aynı zamanda tesisten ve tesiste verilen hizmetlerden de istifade ederler. 4077 Sayılı Kanun’a tabi uyuşmazlıklar yönünden devre tatil sözleşmelerinde tüketicinin cayma süresinin başladığının kabul edilebilmesi için tüketicinin sözleşmede kendisine tahsis edilen oda veya bölümü fiilen görmesi ve bu surette gerçek anlamda teslimin sağlandığının bu iddiayı ileri süren tarafından ispatlanması gerekir. Diğer bir anlatımla tecrübe ve muayene koşullu olan bu tip satışlarda cayma hakkının hizmetin ifasından sonra başlayacağı kabul edilmelidir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tüketicinin sözleşme konusu olan tesise hiç gitmediği, tatil hakkını kullanmadığı anlaşılmıştır. O hâlde, tüketici tatil hakkından faydalanmadığına göre sözleşme imzalanmış olsa dahi cayma hakkı süresinin askıda kaldığı, davacının gönderdiği 09.01.2012 tarihli ihtarname ile cayma hakkını süresinde kullandığı ve buradan hareketle sözleşmenin feshi ve ödemelerin iadesi talebinin de haklı olduğu sonucuna varılmalıdır.

Açıklanan sebeplerle davacının karar düzeltme isteminin kabulüyle “onama” yönündeki Hukuk Genel Kurulunun 19.04.2017 tarihli ve 2017/13-637 E., 2017/757 K. sayılı kararının kaldırılmasına ve direnme kararının Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen ve Özel Daire bozma kararında belirtilen gerekçelerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında davacının devre tatile konu yere gitmediği ancak sözleşmede belirtilen tüm ödemeleri yerine getirdiği, sözleşmeyi benimsediği, cayma hakkını süresinde kullanmadığı, bu durumun 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesine aykırılık teşkil ettiği, bu sebeple Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca verilen onama kararının doğru olduğu ve karar düzeltme talebinin reddedilmesi gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüşler Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.

Sonuç itibariyle; yerel mahkeme direnme kararının bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440.maddesi gereğince yapılan karar düzeltme incelemesi sonunda davacının karar düzeltme isteminin kabulüyle Hukuk Genel Kurulunun 19.04.2017 tarihli ve 2017/13-637 E., 2017/757 K. sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, 04.10.2018 tarihinde oy çokluğu ile kesin olarak karar verildi.

Büyükyılmaz Hukuk&Danışmanlık

Büyükyılmaz Hukuk&Danışmanlık

Başarı ayrıntılarda gizlidir

İlkeli-Güçlü-Yetkin
  • Önemli Not!

    Web sitesinin içinde yer alan tüm bilgi ve materyaller sadece bilgilendirme amaçlı olup, bunların tamamına veya bir kısmına dayanılarak yapılan işlemlere, eylemlere ve bunların sonuçlarına ilişkin hiçbir sorumluluk kabul edilmez.!

HİZMET TALEBİ

    Adınız/Firmanız

    Email

    Telefon

    Alan

    Konu

    Müsait Olduğunuz Vakit

    Talebiniz alındıktan sonra en geç 48 saat içerisinde size dönüş yapılacaktır.

    Büyükyılmaz

    Büyükyılmaz

    Büyükyılmaz

    Yorumlar kapalı, ancak trackbacks Ve pingback'ler açık.

    Bu sitede size daha iyi bir deneyim sunabilmek adına, bu sayfayı ziyaretinizle ilgili bilgileri toplamak amaçlı çerezler kullanılmaktadır. Çerez kullanımı politikamız için Çerez Politikası Tamam Gözat

    %d blogcu bunu beğendi: